“Şaban ayının yarısı (Berat gecesi) gelince gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz. Cenâb-ı Allah o gece güneşin batmasıyla dünya göğüne iner ve şöyle der: Benden af dileyen yok mu; onu affedeyim. Rızık isteyen yok mu; rızık vereyim. Şifâ dileyen yok mu; şifâ vereyim. Yok mu daha başka isteği olan yerine getireyim.” (İbni Mace)

Istılah olarak berat ise, Allah’ın affı ve bağışlaması, günah, borç ve cezadan kurtulmak gibi anlamlara gelmektedir.

Beratın özünde, günahlardan arınma ve Yüce Allah’ın rahmet ve mağfiretine ulaşma amacı vardır. Bu gecede Allâh'ın affı ve bağışlamasının çok olacağı müjdelendiğinden, bu geceye “Berat Gecesi” denilmiştir. Berat gecesi hicri aylardan şaban ayının onbeşinci gecesidir.

Berat Gecesi için Arapça eserlerde “şabanın ortasındaki gece”, “mübarek gece”, “rahmet gecesi” ve “sak (belge) gecesi” manalarına gelen terkipler kullanılmaktadır1 . Kandiller ve benzeri geceler; iman, ibadet ve düşünce hayatımız bakımından kendimizi yenilememiz, geçmişimizi muhasebe etmemiz, geleceğimizi planlama ve ümitlerimizi tazelememiz için büyük bir fırsattır.

Bu gece münasebetiyle, içimizdeki manevi duyguların sesine kulak vererek günahlarımıza tövbe etmeli, tüm Müslümanlar ve insanlık için Allah’a dua ve niyazda bulunmalıyız. Yüce Allah, bu gecede ilahi rahmetini bol bol indirmekte, rızık ve şifâ kapılarını sonuna kadar açarak, bizleri sonsuz ikramlarına davet etmektedir.

Berat kandilinin aydınlattığı manevi ortam, bizlere dengeli bir hayat kurma bilinci sağlamakta, kendimizi gözden geçirme ve yenileme imkanı sunmaktadır. Yüce dinimiz İslam dünya ve ahiret, madde ve mana dengesine; akıl, düşünce, duygu ve bilginin ahenkli şekilde buluşturulmasına dayanır.

Günümüzde ferdi ve toplumsal hayatımızdaki maddi ve manevi değerler dengesi bozulmuş, dünyevîleşme, bencillik gibi olumsuzluklar ruh sağlığımızı bozmaya başlamıştır. Oysa Yüce dinimiz İslâm, insanın maddî ihtiyaçları kadar ruhî ihtiyaçlarını da dikkate almış, onun devamlı surette Yüce Yaratanla bağlantı içinde olmasına önem vermiştir.

Berat gecesini idrak ettiğimiz bugünlerde hepimiz Yüce Allah’ın Kur’an’da kendisinden ümit kesmememizi isteyen ve bizleri affedeceğini2 müjdeleyen mesajına kulak vermeli ve kendimize çekidüzen vermeliyiz.

Ne büyük bir ikram, ne büyük bir lütuf. Yüce Allah’ın bu çağrısına lebbeyk dememek elden değil. Ahirete talib olanlar, günah kirlerinden arınmak isteyenler, rızayı ilahiyi kazanmak isteyenler, beraat senedini alıp kurtuluşa ermek isteyenler işte fırsat. Bu mübarek gün ve geceleri gereğince değerlendirenler bahtiyar olurlar.

İstifade etmenin bazı şartları vardır

Berat Gecesi’ni ihya etmek ve feyzinden istifade etmek için bazı şartlar ileri süren Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:

  • “Bu gece Şaban’ın on beşinci gecesidir. Allah Teâlâ bu gecede Ben-i Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca insanları cehennemden kurtarır. Ancak kendisine şirk koşanların, Müslümanlara karşı kin ve düşmanlık besleyenlerin, akrabaları ile münasebeti kesenlerin, gururlu ve kibirlilerin, ana-babasına asî olanların ve içki içmeye devam edenlerin yüzüne bakmaz. “ (Buhârî)

Hangi ibadetler yapılır?

Bu geceyi ibâdet ve tâatla geçirmek büyük sevaptır. Kaza namazları ve nafile namazlar kılmak, vaaz ve nasihatleri dinlemek, tövbe ve istiğfar etmek, zikir çekmek, salavat getirmek, Kur’an okumak, dua etmek gibi ibadetler yapılır. Fakat o geceye mahsus belirli bir ibadet şekli yoktur. Nitekim Peygamber Efendimiz bu geceyi ibadetle geçirmiş ve Allah’a şöyle dua etmiştir:

  • “Azabından affına, gazabından rızana sığınır, senden yine sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen, Seni senâ ettiğin gibi yücesin." (et-Tergib)

Bu geceler birer İslam şiarıdırlar. Bu gecelerin manevi ikliminden istifade etmek isteyen Müslümanlar gündüzleri oruç, geceleri de ibadetle geçirmeye azami gayret gösterirler. Bu gecelerin farkı çarşı, sokak, ev, cami kısaca her yerde kendisini hissettirir. Ne mutlu o insana ki bu fırsatı en güzel şekilde değerlendirir.

Mukadderat-ı beşeriyenin programı bu gecede belirleniyor

Bu gece; Kur’an-ı Kerim’in levh-i mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir. Bu, Duhan Suresi’nin ilk ayetlerinden anlaşılmaktadır. Rızık, ecel, zenginlik, fakirlik, doğum, ölüm... gibi herkesin ve her şeyin kaderi ve durumu bu gecede düzenlenmeye başlanır, Kadir Gecesi’nde tamamlanarak her defter sahibine teslim edilir.

  • “Hâ Mîm. Apaçık olan Kitab’a and olsun ki, biz onu mübârek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız. Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” (Duhan Suresi, 1-7)

Ayet-i kerimede belirtilen gecenin “Berat Gecesi” mi yoksa “Kadir Gecesi” mi olduğu konusunda alimler görüş ayrılığına düşmüşlerdir. Çoğunluk, bu konuda “Kadir Gecesi” ile ilgili müstakil surenin bulunmasını delil göstererek “Duhan Suresi”ndeki bu ayetin kastının “Berat Gecesi” olduğu konusunda fikir beyan etmişlerdir. Bir kısım müfessirler de hikmetli işlerin ayırımının Berat Gecesi başlayarak Kadir Gecesi’ne kadar devam ettiğini belirterek orta yol bulmuşlardır. Bu işlerin neler olduğu konusunda ise Abdullah b. Abbas (ra), şu ayrıntıları vermiştir:

  • “Bir sene içinde meydana gelecek olan doğumlar, ölümler, eceller, rızıklar ve hatta hacıların sayısına kadar kader ile ilgili her şeyin mukadderatı bu işlere müekkel olan meleklere yani Azrail, Mikail, Cebrail ve İsrafil’e (as) teslim edilir”   (M. Vehbi, Hulasatu’l-Beyan)
Muhabir: Erol Baran